DOLAR
47,5457
EURO
54,8690
ALTIN
6.235,11
BIST
13.687,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Hafif Yağmurlu
26°C
İstanbul
26°C
Hafif Yağmurlu
Cumartesi Hafif Yağmurlu
26°C
Pazar Parçalı Bulutlu
29°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
29°C
Salı Açık
29°C

“AKILLI VE BAĞLANTILI SİSTEMLERLE ALTYAPININ GELECEĞİNİ KURUYORUZ”

A+
A-

Yüksek verimli pompa teknolojileri, akıllı kontrol sistemleri, frekans kontrollü çözümler ve dijital izleme altyapıları sayesinde hem işletmelerin enerji maliyetlerini düşüren hem de çevresel etkilerin azaltılmasına katkı sağlayan Wilo, sürdürülebilirliği sosyal etki perspektifiyle de değerlendiren şirketlerden biri… Wilo Türkiye Genel Müdürü Duygu Erdem ile şirketin sürdürülebilirlik kültürünü konuştuk.

Sürdürülebilirliği Wilo Türkiye olarak nasıl tanımlıyorsunuz?
Sürdürülebilirlik, Wilo Türkiye’de tüm iş süreçlerini ve stratejik kararları şekillendiren temel bir yaklaşımı ifade ediyor. Su, enerji ve teknoloji arasındaki güçlü ilişkiyi merkeze alarak hareket ediyoruz. Çünkü bugün suyun taşınması, basınçlandırılması, arıtılması ve yeniden kullanılması süreçlerinin tamamı yüksek enerji tüketimiyle doğrudan bağlantılı. Bu nedenle su verimliliği ile enerji verimliliğini birlikte değerlendiriyoruz. Genel çerçevede kaynakların verimli kullanılması, karbon emisyonlarının azaltılması, enerji tüketiminin optimize edilmesi ve uzun ömürlü altyapı sistemlerinin geliştirilmesi ekseninde sürdürülebilirliği ele alıyoruz. Aynı zamanda sürdürülebilirliği sosyal etki perspektifiyle de değerlendiriyoruz. Gençlerin gelişimini destekleyen projeler, fırsat eşitliği uygulamaları ve kadınların mühendislik ile teknik alanlardaki temsilini güçlendiren çalışmalar ve çalışanlarımıza ilişkin projelerimiz uzun vadeli sürdürülebilirlik yaklaşımımızın önemli bir parçasını oluşturuyor.

Pompa sistemleri gibi görünmeyen teknolojilerin sürdürülebilirlikteki rolü nedir? Dijital çözümlerinizden bahseder misiniz?
Sürdürülebilirlik konuşulurken çoğu zaman görünür teknolojiler öne çıkıyor. Ancak gerçek etkiyi çoğu zaman altyapının görünmeyen tarafı yaratıyor. Pompa sistemleri de bunun en kritik örneklerinden biri. Çünkü suyun taşınması, basınçlandırılması, ısıtma-soğutma sistemlerinin çalışması, atık su yönetimi ve endüstriyel süreçlerin büyük bölümü pompa teknolojileriyle yönetiliyor. Veri sağlayan, izlenebilen ve optimize edilebilen akıllı altyapılar geliştiriyoruz. WATER AI yaklaşımımızın temelinde de bu anlayış yer alıyor. Su, enerji ve veriyi birbirinden ayrı olarak görmek yerine, aynı sistemin birbirini tamamlayan parçaları olarak değerlendiriyoruz. Dijital çözümler sayesinde artık bir pompa sisteminin ne kadar enerji tükettiğini, hangi noktada verimsiz çalıştığını veya ne zaman bakım ihtiyacı oluşacağını anlık olarak analiz etmek mümkün hale geliyor. Sensör teknolojileri, uzaktan izleme sistemleri, frekans kontrollü yapılar ve yapay zekâ destekli otomasyon çözümleriyle sistemler yalnızca ihtiyaç kadar çalışıyor. Bu da hem enerji tüketimini hem işletme maliyetlerini ciddi şekilde azaltıyor. Özellikle veri merkezleri, akıllı binalar, endüstriyel tesisler ve şehir altyapılarında dijitalleşme artık bir tercih olmaktan çıkarak, operasyonel sürdürülebilirliğin temel şartlarından biri haline geldi. Biz de Wilo olarak altyapının geleceğini; daha akıllı, daha bağlantılı ve daha verimli sistemler üzerine kuruyoruz.

Bugün bir şehirde ya da fabrikada en büyük enerji kaybı nerede yaşanıyor? Ne gibi önlemler
veya aksiyonlar bu kaybı minimuma indirebilir?

Bugün şehirlerde, binalarda ve endüstriyel tesislerde en büyük enerji kayıplarından biri mekanik altyapı sistemlerinde yaşanıyor. Özellikle pompa sistemleri, HVAC uygulamaları, su transfer hatları ve basınçlandırma sistemleri yüksek enerji tüketen alanların başında geliyor. Ancak bu sistemler çoğu zaman görünür olmadığı için verimlilik potansiyeli yeterince gündeme gelmiyor. Bugün dünya genelindeki elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 10 ila yüzde 20’sinin pompa sistemlerinden kaynaklandığı biliniyor. Özellikle endüstride, binalarda ve şehir altyapılarında yanlış seçilmiş veya verimsiz çalışan sistemler ciddi bir gizli enerji kaybı oluşturuyor. Bu nedenle pompa teknolojilerindeki verimlilik artışı, doğrudan enerji tasarrufu ve karbon emisyonlarının azaltılması anlamına geliyor. Sürekli çalışan sistemlerde küçük görünen verimsizlikler yıl sonunda çok ciddi enerji kayıplarına dönüşebiliyor. Su ve atık su tesisleri, endüstriyel üretim alanları, büyük ölçekli ticari binalar ve veri merkezleri bu açıdan en kritik alanlar arasında yer alıyor. Bu kayıpları azaltmanın ilk adımını, sistemlere bütüncül bir verimlilik perspektifiyle yaklaşmak oluşturuyor. Çünkü sürdürülebilirlik artık tüm sistemin nasıl çalıştığıyla ilgili bir konu haline geldi. Doğru kapasitede ürün seçimi, yüksek verimli motor teknolojileri, frekans kontrollü sistemler ve akıllı otomasyon altyapıları burada büyük fark yaratıyor. Özellikle değişken hız kontrollü pompa sistemleri, ihtiyaca göre çalışarak gereksiz enerji tüketimini önemli ölçüde azaltabiliyor.

2025’te gerçekleşen hedeflerinizle ilgili bizi bilgilendirebilir misiniz? Neleri tamamladınız? Neler sizi zorladı? Bundan sonraki vizyon ve hedefleriniz nelerdir?
2025 yılı dönüşüm, dijitalleşme ve sürdürülebilir büyüme odağında önemli bir dönem oldu. Wilo Group olarak, döviz etkisinden arındırılmış net satışlarda yüzde 4,5’lik büyüme kaydederek istikrarlı büyüme eğilimimizi sürdürdük. Operasyonel verimlilik ve güçlü iş yapımızın katkısıyla, FAVÖK’ümüz yüzde 39’luk önemli bir artışla 212,0 milyon Euro’ya ulaşırken; buna paralel olarak, konsolide net kârımız da yaklaşık yüzde 240 oranında artışla 65 milyon Euro’ya ulaştı. ‘Creating, Caring, Connecting’ yaklaşımımızla enerji verimliliği yüksek pompa sistemlerimizi ve akıllı kontrol çözümlerimizi daha fazla projede konumlandırdık. Özellikle Wilo-Stratos GIGA 2.0 ve COR-Helix2.0-VE serilerimizle büyük yapılarda ve altyapı projelerinde önemli başarılar elde ettik. WATER AI yaklaşımımız doğrultusunda veri üreten, uzaktan yönetilebilen ve optimize edilebilen sistemlerimizi yaygınlaştırdık. Bunun yanında ‘Wilo ile Geleceğe Köprü’ programımızın ikinci dönemini başarıyla tamamlayarak depremden etkilenen gençlerin kariyer gelişimlerine destek olduk. Elbette yıl boyunca küresel ekonomik dalgalanmalar, enerji maliyetleri ve sektör genelindeki fiyat-performans baskısı önemli zorluklar yarattı. Ancak bu süreç bize, sektörün verimlilik, bilgi yönetimi ve sürdürülebilir operasyon talep ettiğini çok net gösterdi. Önümüzdeki dönemde odağımız; yapay zekâ destekli su yönetimi, dijital altyapılar, enerji verimli sistemler ve akıllı şehir teknolojileri olacak. Türkiye’yi Wilo’nun bölgesel üretim ve teknoloji merkezlerinden biri olarak konumlandırmaya devam edeceğiz.

Su ve enerji krizinin kesişiminde sizi en çok endişelendiren ve en çok umutlandıran ne?
Dünyadaki artan nüfus, yükselen refah düzeyi ve çevresel baskılar altında ezilen tarım sektörü, küresel su ihtiyacını artırıyor. Su kaynakları temelde yenilenebilse de kullanılabilirlik oranı maalesef sınırlı oluyor. Yaklaşık 4 milyar insan, yılda en az bir ay boyunca ciddi su sıkıntısı yaşıyor. 2040 yılına kadar her dört çocuktan birinin, aşırı su stresi yaşayan bir bölgede büyüyeceği tahmin ediliyor. Bu noktada su ve enerji krizinin kesişimini ele aldığımızda, en çok endişe yaratan konu, iki sistemin artık birbirinden bağımsız düşünülemeyecek kadar iç içe olmasına rağmen; birçok altyapı kararının hâlâ kısa vadeli ve verimsizlik odaklı alınmasıdır. Özellikle şehirleşmenin hızlandığı, iklim etkilerinin şiddetlendiği ve su kaynaklarının daha öngörülemez hale geldiği bir dönemde, eski teknolojiye dayalı sistemlerin yüksek enerji tüketimi ve kayıp oranları ciddi bir risk oluşturuyor. Buna karşılık en çok umut veren gelişme ise teknolojinin geldiği nokta diyebiliriz. Artık su yönetimini gerçek zamanlı izleyebilen, enerji tüketimini optimize eden ve sistemleri kendi kendine uyarlayabilen akıllı çözümler var. Dijitalleşme ve yapay zekâ destekli altyapılar sayesinde hem suyu hem enerjiyi birlikte yönetmek mümkün hale geliyor. Bu dönüşüm, doğru adımlar atıldığında şehirlerin ve endüstrinin çok daha dayanıklı ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşabileceğini gösteriyor.

Türkiye’de yürüttüğünüz en somut projeler neler?
Gerçekleştirdiğimiz çalışmalar arasında; kurum içi sürdürülebilirlik farkındalık eğitimleri, geri dönüşüm ve atık azaltım uygulamaları, çevre dostu üretim ve tüketim alışkanlıklarını destekleyen farkındalık programları, kadın liderliğini ve fırsat eşitliğini destekleyen gelişim projeleri ile çalışan gönüllülüğünü teşvik eden sosyal sorumluluk uygulamaları yer alıyor. Bunun yanı sıra iyi yaşam programları ve bilinçli tüketim odaklı etkinliklerle sürdürülebilirliği kültürel bir dönüşüm alanı olarak konumlandırıyoruz. Buna ek olarak Wilo Grubu’nun Almanya Dortmund’daki Wilopark yerleşkesinde hayata geçirilen ‘Sağlık Küpü’ (Health Cube) projesi, insan odaklı yaklaşımımızın küresel ölçekteki en somut örneklerinden biri oldu. Yaklaşık 5 bin 500 metrekarelik bu merkez, çalışanlara ve bölge halkına iş sağlığı, psikolojik destek, fizyoterapi, spor alanları ve yaşam danışmanlığı gibi kapsamlı hizmetleri tek çatı altında sunarak sürdürülebilir refah yaklaşımımızı güçlendiriyor. Ancak bizim için en görünür ve somut etki yaratan alanlardan biri de sahadaki mühendislik ve altyapı projelerimiz. Gelişim tarafında akademi ile iş dünyasını buluşturan projeleri de önemsiyoruz. İstanbul Okan Üniversitesi ile imzaladığımız iş birliği protokolü, genç yeteneklerin sektöre daha donanımlı şekilde hazırlanmasını sağlarken aynı zamanda bilgi üretimi ve uygulama alanı açısından güçlü bir köprü oluşturuyor. Bunun yanında ‘Wilo ile Geleceğe Köprü’ programımız da bizim için çok değerli bir sosyal sürdürülebilirlik projesi… Kadın mühendisleri sektöre kazandırma hedefiyle başlayan projemiz ikinci döneminde; 6 Şubat depreminden etkilenen üniversite öğrencileri ve yeni mezun gençlere mentorluk, kariyer gelişimi ve profesyonel destek sunarak fırsat eşitliğine katkı sağladı.