Borusan Holding, küresel ölçekte hızlanan dönüşüm çağını yalnızca teknoloji yatırımlarıyla değil; insanı merkeze alan kültürü, sürdürülebilirlik vizyonu ve yapay zekâyı stratejik bir büyüme aracı olarak konumlandıran yaklaşımıyla yönetiyor. Borusan Holding İnsan, İletişim ve Sürdürülebilirlik Grup Başkanı Nursel Ölmez Ateş, Türkiye’nin en önemli dönüşüm liderlerinden biri… Ateş’e, Borusan Holding’in insan, iletişim ve sürdürülebilirlik vizyonu ötesinde geleceğin şirketlerini, çalışanlarını ve liderlerini farklılaştıracak dinamikleri de sorduk. Yapay zekânın iş yapış biçimlerinden liderliğe, yetenek yönetiminden çalışan deneyimine kadar uzanan etkilerini BCCmag için değerlendiren Ateş, teknolojinin ancak insan zekâsı, etik değerler ve kurumsal kültürle birleştiğinde gerçek bir fark yaratabileceğinin altını çiziyor.

Borusan Holding, 2026 yılının ilk 6 ayını iklim, inovasyon, sürdürülebilirlik alanlarında hangi odak noktaları ile tamamladı?
2026 yılının ilk yarısı, sürdürülebilirlik taahhütlerimizde vites yükselttiğimiz, hedeflerimizi sahaya derinlemesine yansıttığımız son derece dinamik bir dönem oldu. Geçtiğimiz dönemde, sürdürülebilirlik yaklaşımımızda kapsamlı bir gözden geçirme sürecine imza atmış ve bu alandaki iddiamızı pekiştirmiştik. Sürdürülebilirliği yönetim modelimizin tam merkezine konumlandırarak 2034, 2044 ve 2053 yıllarını kapsayan net bir yol haritası çizmiştik. Bu yılın ilk altı ayını, işte bu yenilenmiş ve tabandan tavana, ortak akılla şekillendirilmiş hedefleri hayata geçirmek, iş modellerimizi bu hedeflerle uyumlamak için yoğun bir mesaiyle tamamladık. Tüm grup şirketlerimizde ortak bir disiplinle hareket ederek bunu gerçekleştirdik. Bu dönemde iklim çalışmalarımızın merkezinde, hazırlık sürecini başlattığımız ‘İklim Geçiş Planı’mızın operasyonel adımları yer aldı. Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonlarımızı azaltma kararlılığımızı korurken, enerji ve proses verimliliğine yönelik projelere ağırlık verdik. Geçtiğimiz dönemde baz yılımıza göre elde ettiğimiz yüzde 11’lik emisyon azaltım başarısını daha da ileriye taşımak adına yenilenebilir enerji öz tüketim yatırımlarımızı güçlendirmeyi sürdürdük. Enerji verimliliğini artıran, yenilenebilir enerji kullanımını yaygınlaştıran ve yeni nesil teknolojileri iş süreçlerimize entegre eden çalışmalarla karbonsuzlaşma yolculuğumuzu hızlandırıyoruz. Bununla birlikte, su yönetiminde küresel standartlara uyum sağlayarak ‘su çekimi’ azaltım planlarımızı devreye aldık. Özellikle su stresi yüksek bölgelerde faaliyet gösteren Borçelik ve Borusan Boru gibi şirketlerimizde, 2034 yılı için belirlediğimiz yüzde 30’luk su çekimi azaltım hedefine yönelik altyapı çalışmalarına ve geri kazanım projelerine odaklandık.
‘İnsan’ başlığını ayrıca sormak isterim, bu alandaki son dönem çalışmalarınız nelerdir?
İnsan odaklı yaklaşımımızın temelini kurumsal kültürümüz oluşturuyor. Kültürümüzün esnekliğini ve gelişimini desteklemek amacıyla hayata geçirdiğimiz BorusanX yolculuğumuzu, bu dönemde Borusan ÇEK (Çeşitlilik, Eşitlik, Kapsayıcılık) modeliyle taçlandırdık. 10 yılı aşkın süredir başarıyla yürüttüğümüz toplumsal cinsiyet eşitliği çalışmalarımızın kapsamını genişleterek; engellilik, jenerasyon farkları gibi tüm farklılıkları kucaklayan daha geniş bir çeşitlilik anlayışını benimsedik. Bu kültürel dönüşümü sahada yaşatmak amacıyla BorusanX Momentum yapısını aktif tutarak ‘Kültür Elçilerimiz’ aracılığıyla aşağıdan yukarıya akan bir yönetim modeli uyguladık. Toplumsal fayda odağımızda ise Borusan Sürdürülebilir Fayda Programı’nın yarattığı yüksek sosyal etkiyi derinleştirmeye odaklandık. Teknolojiyi ve veriyi sürdürülebilirlik hedeflerimize ulaşmada güçlü bir kaldıraç olarak kullanıyoruz. Yılın ilk yarısında üretimden enerjiye kadar her alanda yapay zekâ, dijital ikiz ve ileri veri analitiği projelerimizin etki alanını genişlettik.

COP31 sürecine doğru hazırlıklarınızla ilgili neler söylersiniz?
Bizi geleceğe taşıyan tüm bu adımları küresel arenada paylaşmak adına bu sene Antalya’da düzenlenecek COP31 zirvesine katılım hazırlıklarımızı büyük bir kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu kurumsal duruşumuzu ve çevre konusundaki toplumsal farkındalığı sanatın dönüştürücü gücüyle birleştirmeyi amaçladık. Çağdaş fotoğraf sanatının dünyaca ünlü öncüsü Edward Burtynsky’nin, insanlığın yeryüzündeki etkisini gözler önüne seren ve ülkemizde büyük ses getiren ‘Dönüşen Yeryüzü’ sergisini İstanbul’un ardından Antalya’ya taşıyoruz. Bu benzersiz deneyimi bölgedeki tüm sanatseverlerin ve halkın erişimine açarak ekolojik dönüşümün aciliyetini geniş kitlelerle paylaşmayı hedefliyoruz.
Yapay zekâ artık sadece bir teknoloji yatırımı değil, iş yapış biçimlerini yeniden tanımlayan bir dönüşüm aracı haline geldi. Borusan Holding bu dönüşümü hangi stratejik perspektifle ele alıyor?
Borusan Grubu olarak yapay zekâya, özellikle de üretken yapay zekâya (GenAI) yaklaşımımız tam olarak bütünsel felsefeye dayanıyor. Biz bu teknolojiyi iş süreçlerimizi hızlandıran işlevsel bir araç olarak konumlandırmıyoruz. GenAI bizim için gelecekteki iş modellerimizin, çalışanlarımızın bireysel yetenek gelişiminin ve sürdürülebilir büyümemizin en temel katalizörü. Bu dönüşümü hayata geçirirken odağımızda her zaman ‘insan’ yer alıyor. Çalışanlarımıza bu teknolojinin rollerini ellerinden alacak bir tehdit olarak görülmesinin önüne geçiyor; aksine onları operasyonel yüklerden arındırarak daha stratejik, yaratıcı ve katma değerli alanlara odaklayacak dijital bir yol arkadaşı olduğunu anlatıyoruz. Her iş biriminin kendi dinamiklerine göre özelleştirilmiş değer önerileri sunuyor, teorik anlatımlar yerine sahada hayata geçen somut kullanım senaryoları (use-case) üzerinden bu değişimin gerçek etkisini gösteriyoruz. Yılların birikimi, saha tecrübesi ve kurumsal hafıza, yapay zekânın veri işleme gücüyle birleştiğinde kurumsal deneyimimizi on katına çıkaran bir çarpan etkisi yaratıyor. Bilgi kaybını en aza indirirken, operasyonel standartlarımızı yukarı taşıyoruz. Bu model sayesinde kararlarımız kişisel önyargılardan arınarak daha veriye dayalı, öngörülü ve hızlı hale geliyor. Bu da organizasyonumuza olağanüstü bir çeviklik kazandırıyor.
Peki tüm bu vizyonu hayata geçirmenin ve kalıcı kılmanın yolu nedir?
Bu vizyonu hayata geçirmenin yolu eğitimden geçiyor. Bu amaçla kurduğumuz ‘Yapay Zekâ Fakültesi’ ile tüm çalışma arkadaşlarımıza temel farkındalık seviyesinden ileri düzey senaryo geliştirme yetkinliğine kadar uzanan geniş bir eğitim yelpazesi sunuyoruz. Borusanlıları bugünle sınırlı kalmadan, geleceğin teknolojik dünyasına da hazırlıyoruz. Elbette eğitim bu büyük dönüşümün yalnızca bir adımı, teoriyi sahada gerçeğe dönüştürecek öncülere ihtiyacımız var. Bu noktada ‘Yapay Zekâ Şampiyonları’ programımız devreye giriyor. Bu program tüm Grup şirketlerimizde uygulanıyor. Bu programla şirketlerimizde yapay zekâ yetkinliği oluşturmak istiyoruz. Yeni teknolojileri takip edip Grup envanterine katmayı, inovatif projeler geliştirmeyi ve tüm bu başarı hikâyelerini iletişimle yaygınlaştırmayı amaçlıyoruz. Şampiyonlarımızdan beklentimiz; kendi iş birimlerinde yeni yapay zekâ kullanım senaryoları üretmeleri, küresel trendleri takip ederek yeni teknolojileri taramaları ve bu çözümleri hayata geçirmeleri. Sürecin yönetimini ve motivasyonunu dinamik tutmak adına; iki ayda bir değerlendirme toplantılarını, net performans hedeflerini ve ‘Şampiyon Skoru’ kazandıran ödüllü bir liderlik tablosunu da devreye aldık.
Dünya genelinde şirketler insan ve teknoloji dengesini yeniden kurmaya çalışıyor. Sizce yapay zekâ çağında insanı farklı ve değerli kılacak yetkinlikler neler olacak?
Dünya genelinde insan ve teknoloji dengesini kurma çabası, iş dünyasının şu anki en hassas sınavlarından biri. AI hayatımızın her alanına girdikçe, insan olarak ne kadar benzersiz olduğumuz sorusuyla daha sık yüzleştiği bir döneme geçiyoruz. Ben bu süreci insani yetkinliklerin sorgulanması olarak değil, aksine gerçek değerinin yeniden keşfi olarak görüyorum. Çünkü AI hızla gelişirken, insan zihninin ve kalbinin taklit edilemeyen yönleri her zamankinden çok daha kıymetli hale geliyor. Araştırmalar da gösteriyor ki; önümüzdeki dönemde iş süreçlerindeki temel beceri ihtiyaçlarının neredeyse yarısı köklü bir değişime uğrayacak. AI’ın rutin analizleri, veri işlemeyi ve teknik operasyonları üstlendiği bu yeni düzende; insanı vazgeçilmez ve farklı kılacak yetkinlikler var.
AI bize muazzam miktarda veri ve hızlı yanıtlar sunabilir. Ancak o verinin doğruluğunu sorgulamak, arka plandaki bağlamı anlamak ve etik bir süzgeçten geçirmek tamamen insanın sorumluluğunda. Yaratıcı düşünme, karmaşık problemleri sentezleyebilme ve stratejik muhakeme yeteneği, makinelerin kolay kolay taklit edemeyeceği en güçlü insani kaslarımız. İşin gerçeği, bir algoritma empati kuramaz, bir ekibin motivasyonunu yükseltemez ya da kriz anında insani bağlar inşa ederek güven veremez. Liderlik, sosyal nüfuz, iş birliği ve esneklik gibi sosyal-duygusal beceriler geleceğin en kritik rekabet avantajları. İletişimde şefkat, samimiyet ve güven, AI çağında kurumsal başarının asıl taşıyıcı kolonları haline geliyor.
Borusan Holding insan kaynakları ve yetenek yönetimi stratejilerinde yapay zekâdan nasıl yararlanılıyor?
Bugün insan kaynakları ve yetenek yönetimi, teknolojiyle insan unsurunun kesiştiği yerde çok büyük ve heyecan verici bir dönüşümden geçiyor. Biz yapay zekâyı salt bir verimlilik aracı olarak görmedik. Tam aksine, süreçlerimize fırsat eşitliği, adalet ve kapsayıcılık getiren stratejik bir yol arkadaşı olarak konumlandırıyoruz. Bizim buradaki asıl amacımız, yüksek teknolojiyle o hep bahsettiğimiz insani dokunuşu (Hi-Tech & Hi-Touch) en doğru dengede buluşturabilmek. Doğal olarak bu bakış açısı, günlük ajandamızı da baştan aşağı değiştiriyor. Artık iş tanımları değişiyor, roller parçalanıyor ve yepyeni yetkinlikler doğuyor. Biz de Borusan Akademi’de öğrenme modellerimizi yapay zekâ okuryazarlığı başta olmak üzere bu yeni ihtiyaçlara göre kurguluyoruz. İşgücü planlamamızı çekirdek ekiplerimiz, dış kaynaklar ve esnek çalışma modellerini içeren bir portföyle yönetiyoruz. Bununla birlikte, bu kadar hızlı değişen bir dünyada çalışanlarımızın iyi olma halini (wellbeing) kurumsal dayanıklılığımızın temeli sayıyoruz. Liderlerimizin ekiplerindeki psikolojik güvenliği korumalarını desteklerken, çeşitlilik ve kapsayıcılık ilkelerimizi de eşit ücret ve adil terfi süreçleriyle çok daha ölçülebilir hale getiriyoruz.

Genç kuşakların iş hayatından beklentileri hızla değişiyor. Borusan Holding, yeni nesil yetenekleri çekmek ve elde tutmak için nasıl bir çalışma kültürü inşa ediyor?
Artık gençler statik unvanlardan ya da geleneksel hiyerarşik güç sembollerinden etkilenmiyorlar. Onlar için çalıştıkları kurumun bir ruhunun olması, kendilerine hata yapma toleransı sunan geniş bir otonomi alanı açılması ve yaptıkları işin toplumsal bir faydaya, bir ‘anlam ortaklığına’ hizmet etmesi önem taşıyor. Biz de Borusan’da yeni neslin bu güçlü sesini doğrudan duyuyor, onların beklentilerini çalışma kültürümüzün kurucu unsurları haline getiriyoruz. Gençlerin en büyük hassasiyetlerinden biri, seslerinin duyulması ve fikirlerinin hiyerarşiye takılmadan değer görmesi. Kültürel dönüşüm projemiz BorusanX kapsamında bu beklentiye çok güçlü bir yanıt veriyoruz. Mentorluk ve tersine mentorluk programlarımız, bu yaklaşımımızın en somut göstergelerinden biri. Kuşaklararası bu derin etkileşim organizasyonumuzdaki açık sözlülük, diyalog ve yapıcı çatışma iklimini oldukça besliyor. Bunun yanı sıra, tüm kademelerden bağımsız olarak anında ve şeffaf geri bildirim imkânı sunuyoruz. Genç yeteneklerimiz hiyerarşinin sınırlarına takılmadan fikirlerini özgürce paylaşabiliyorlar.
Bütün bunlar olurken İK lideri olarak sizin rolünüz nasıl bir değişim içerisinde?
İK lideri olarak bizim rollerimiz de çok değişti. Artık arka planda kalan bir kültür koruyucusu olamayız; bizzat kültürün mimarı olmak zorundayız. Değerlerimizi duvarlara asılan kuru sloganlar olmaktan çıkarıp günlük rutinlerimize ve liderlik yaklaşımlarımıza yerleştiriyoruz. Kurallar koymak yerine, çalışanlarımız için doğru davranışları kolaylaştıran birer davranış tasarımcısı gibi hareket ediyoruz. Değişimin getirdiği o yoğun yorgunluk çağında, ekibe ne yapacağımızı anlatmaktan çok neden yaptığımızı açıklayarak anlam üretiyoruz. Herkesi tek tipleştirmeye çalışmadan, adil ama esnek çerçeveler çiziyoruz. Üst yöneticilerimize hata toleransı, psikolojik güvenlik ve insan-makine iş birliği etiği gibi konularda birer liderlik koçu olarak eşlik ediyoruz. Yetenek yönetimi tarafındaki felsefemiz de benzer bir dönüşüm içinde. Artık belirli pozisyonlar üzerinden planlama yapmak geçmişte kaldı; becerilere (skill-based) odaklanıyoruz. Dışarıdan sürekli yeni yetenek aramak yerine, kurum içindeki o devasa yetenek pazarını hareketlendiriyoruz. Klasik kariyer merdivenleri yerine, çalışanlarımıza çok yönlü kariyer ağları sunuyoruz. Eğitimleri yaşayan bir öğrenme mimarisine dönüştürüyoruz. Hepsinden önemlisi, yeteneği elde tutma formülümüz artık ‘anlam, gelişim ve etki’ üzerine kurulu. Yeteneği İK departmanının tekil bir görevi olarak görmüyor, çalışanlarımızla birlikte sırtlandığımız ortak bir sorumluluk sayıyoruz. Borusan’da teknolojinin hızından ve gücünden sonuna kadar yararlanacağız, ama nihai kararda her zaman insanın o derin bağlam bilgisini, duygusal zekâsını ve etik pusulasını merkezde tutacağız.
Küresel ölçekte yükselen trendlerden biri de çalışan deneyiminin kişiselleştirilmesi. Borusan Holding çalışan deneyimini geliştirmek için hangi dönüşüm adımlarını atıyor? Aila nasıl gidiyor, holding içerisinde nasıl karşılandı ve nasıl etki ediyor insanlara?
Holding içerisinde Aila’nın rüzgârı oldukça pozitif esiyor. Biz en başından beri yapay zekâyı kurumsal kültürümüzün yaşayan bir parçası yapmak istedik ve bu vizyonun yüzü olarak AI elçimiz Aila’yı tasarladık. Aila, kısa sürede hepimizin benimsediği, varlığına çok alıştığı bir çalışma arkadaşı haline geldi. Yapay zekâya karşı oluşabilecek mesafeli duruşu, Aila’nın kolaylaştırıcı karakteriyle aştık diyebilirim. Aila, çalışanlarımızın ve iş süreçlerimizin AI entegrasyonunu kolaylaştırmak amacıyla arka planda yoğun bir şekilde çalışıyor. Planlama, üretim, satış ve tedarik zinciri gibi operasyonel süreçlerde verimliliği artırırken; şirket içindeki karmaşık verileri işlenebilir, anlamlı ve stratejik bilgilere dönüştürüyor. Bununla birlikte, günlük işlerimizde yapay zekâ teknolojilerini, örneğin optik karakter tanıma gibi hayatı kolaylaştıran araçları nasıl kullanabileceğimiz konusunda da çalışma arkadaşlarımıza rehberlik ediyor. Tabii bu kültürel kabullenmeyi sürdürülebilir kılmak ve çalışanlarımızın yetkinliklerini desteklemek adına Borusan Akademi çatısı altında çok önemli bir adım attık ve Yapay Zekâ Fakültesi’ni kurduk. Öncelikli olarak 4 bin 300 beyaz yakalı çalışma arkadaşımızın tamamını AI çağına hazırlıyoruz.
YAPAY ZEKÂ SAHADA SOMUT KULLANIMLARIYLA FARK YARATIYOR
– Borusan Boru’da yapay zekâ destekli İSG görüntüleme sistemi, sadece izlemiyor, aynı zamanda uyarıyor. Riskli davranışları anında tespit eden bu sistem sayesinde “kaskını tak” diyen kamera, aslında bir önleyici güvenlik kültürünün parçası haline geldi.
– Borusan Cat’te makinelerin sesini dinleyen yapay zekâ modelleri, arızayı oluşmadan tahmin ediyor. Yani makine “ben bozuluyorum” demeden, mühendislik onu duyuyor.
– Borusan Otomotiv’de ChargeIQ platformu, elektrikli araç kullanıcılarına şeffaf ve kolay erişilebilir bir şarj altyapısı sunuyor; sürdürülebilir mobiliteyi veriye dayalı bir hizmete dönüştürüyor.
– Borçelik’te dijital ikiz projemiz, çelik üretim hattının sanal kopyasını oluşturuyor.
Küresel belirsizliklerin arttığı, iş modellerinin hızla değiştiği bir dönemde liderlik anlayışının nasıl evrilmesi gerektiğini düşünüyorsunuz?
İş dünyasındaki makroekonomik ve teknolojik dönüşüm, şirketlerin operasyonel ve stratejik önceliklerini yeniden şekillendiriyor. Dijitalleşme, veri analitiği, çevik süreçler ve sürdürülebilirlik gibi kavramlar, artık şirketlerin hayatta kalma reçetesine dönüştü. Doğal olarak bu büyük paradigma değişimi, liderlik tanımını da güncelliyor. Liderlik gelişimine dair algılarımızın ve bakış açımızın da çok yönlü olması şart. Liderlerin vizyoner, empatik, adaptasyon yeteneği yüksek ve sürdürülebilirlik odaklı özelliklerle donanmaları gerekiyor. McKinsey, özellikle günümüzün belirsizlik ortamında başarılı olmak altı liderlik özelliğinin altını çiziyor: Pozitif enerji, kişisel denge ve ilham; sürekli öğrenmeye, gelişime açık olmak ve mütevazi bir zihniyet; ekibi başarılı kılmaya odaklanan geliştirici, yol gösterici ve özverili bir yaklaşım, cesaret ve dayanıklılık; ekiplerin bağ kurmasına, yüksek stresli durumları yatıştırmaya yardımcı olacak nüktedan yaklaşım ve kendini organizasyonunun “vekil” olarak gören uzun vadeli stratejik düşünce. Bu beceriler, günümüzün çok bilinmeyenli ve yüksek belirsizlik içeren koşullarında yön bulabilmek açısından liderler için hayati önem taşıyor.
Borusan Holding’in gelecek vizyonuna baktığınızda, önümüzdeki 5-10 yılda Grubu farklılaştıracak en önemli dönüşüm alanları hangileri olacak?
Önümüzdeki 5-10 yıla baktığımızda Borusan’ı sektörlerinde standartları belirleyen, teknolojiyle insanı kusursuz bir uyumla buluşturan lider bir değer platformu olarak görüyorum. Bu dönüşümün en önemli yapı taşlarından biri elbette AI’ı iş süreçlerimizin kurumsal DNA’sına entegre etmekte yatıyor. Bizim asıl hedefimiz; yapay zekâyı insan aklı, kurumsal deneyim ve duygusal zekâ ile birleştirerek yepyeni iş yapış modelleri üretmek. Bu kurumsal dönüşümün dışarıdaki gözü ise kurumsal girişim sermayesi şirketimiz Borusan Ventures. San Francisco merkezli Ventures aracılığıyla, küresel teknoloji ekosistemini ve en yeni iş modellerini yakından takip ediyoruz. Bugüne kadar bin 500’ün üzerinde girişimi titizlikle inceledik; enerji, iklim teknolojileri, mobilite, lojistik ve endüstriyel AI odaklı 8 start-up’a ve 7 fona yatırım yaptık. Ventures bizim için salt finansal bir yatırım kolu olmaktan çok, dünyadaki yıkıcı teknolojileri Borusan’ın köklü sanayi kaslarıyla buluşturan stratejik bir köprü niteliğinde. Örneğin, Google kökenli bir ekibin kurduğu ve karmaşık endüstriyel süreçleri yapay zekâyla optimize eden Archimetis girişimini Borusan Boru’nun ABD’deki tesislerinde test etmeye başladık ve şimdiden son derece anlamlı sonuçlar elde ettik. Benzer şekilde, otomotiv bayileri için sesli AI çözümleri geliştiren Flai yatırımıyla müşteri iletişimini 7/24 kesintisiz hale getiriyoruz. Enerji tarafında, hidrojen üretimini yerinde gerçekleştiren Fourier ve enerji depolamayı optimize eden Tyba gibi girişimlerin sahip olduğu dönüştürücü güç, ana iş kollarımızın yarınını şimdiden tasarlamamıza olanak tanıyor. Öte yandan, iştiraklerimizin her biri kendi sektörlerinde yepyeni ve geleceğin iş alanlarına cesaretle adım atarak dönüşüyor.
Bu yeni dönüşüm çağında iş dünyasının geleceğini şekillendirecek yeni nesil liderlere ve profesyonellere hangi tavsiyelerde bulunursunuz?
Teknolojinin hızına odaklanırken, insani değerleri derinleştirmenin asıl farkı yaratacağını unutmamaları olur. Dijitalleşmeyi çok iyi yönetebilirsiniz; fakat ekiplerine psikolojik güvenlik sunamayan, empati kuramayan ve insanı merkezine almayan bir liderliğin gelecekte kalıcı izler bırakması imkânsız. Bununla birlikte, konfor alanlarını reddetme cesaretini her zaman canlı tutmalarını öneriyorum. Her şeyi bilmenin mümkün olmadığı bir çağdayız. Bu yüzden merakını koruyan, sürekli öğrenen ve ekibini de bu doğrultuda güçlendiren birer ‘öğrenme elçisi’ olmaları gerekiyor. Hata yapmaktan korkmadan, otonomiye alan açarak ve ortak aklı devreye sokarak hareket etmek, yeni nesil profesyonellerin en büyük gücü olacaktır.
Sürdürülebilirlik artık yalnızca çevresel değil, aynı zamanda sosyal ve kurumsal bir dönüşüm başlığı olarak ele alınıyor. Bu kapsamda Borusan Holding’in önümüzdeki yıllara ilişkin öncelikleri neler?
Bizim için sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek; salt karbon ayak izini azaltmaktan çok, insanı ve temas ettiğimiz tüm ekosistemi dönüştürebilmek anlamına geliyor. Bu büyük dönüşümü iş ortaklarımız, çalışanlarımız ve toplumla el ele vererek, ortak bir akılla gerçekleştirmeyi en büyük önceliğimiz sayıyoruz. Borusan’ı 200 yıl ve ötesine taşıyacak bu yeni dönemde, “Önce İnsan, Öncü ve Güvenilir Borusan” diyerek; vizyonumuzu çok net bir şekilde ortaya koyduk. Bizim vizyonumuzdaki insan, yüksek performansa odaklanan, kültürel değerlerimizi sahada yaşatan ve toplumsal fayda üretmeye hevesli çalışma arkadaşlarımızı simgeliyor. Güven, hissedarlarımızdan en genç çalışanımıza, müşterilerimizden tüm paydaşlarımıza uzanan o sarsılmaz ortak bağı ve kurumsal itibarımızı temsil ediyor. Öncülük ise iş süreçlerimize yapay zekâyı, teknolojiyi ve yeni iş modellerini cesaretle entegre ederek gelecekteki varlığımızı bugünden güvence altına alma kararlılığımızı gösteriyor. Bu vizyonun arkasındaki pusulamız, yani yeni misyonumuz da çok açık: Daha iyi bir gelecek için tüm paydaşlarımızla birlikte kuşaklar boyu değer üretiyoruz. Biz, kendimizi tekil bir holding olarak görmüyoruz. Toplumun, kamunun ve çalışanlarımızın bir parçası olduğu çok katmanlı bir ekosistemin tam merkezindeyiz. Kuşaklar boyu sürecek bu yolculukta amacımız, mevcut olanı pasif bir şekilde korumak yerine, tüm paydaşlarımızla iş birliği kurarak aktif bir şekilde yeni değerler üretebilmek. Bizi bu vizyona ulaştıracak temel stratejimizin odağında ‘sürdürülebilir kârlı büyüme’ yer alıyor. Bizim için büyüme, yeni pazarlarda ve iş kollarında paydaşlarımızın hayatına kalıcı fayda sunabilmektir. Bu amaca ulaşmak için önümüzdeki yıllarda dört temel alana odaklanıyoruz: Teknoloji ve yapay zekâ- ekosistem odaklı bir yaklaşım-yetenek ve kültür- paydaş ve itibar yönetimi… Borusan olarak etki alanımızı genişleterek ve geleceğin iş modellerine bugünden yatırım yaparak yarınları bugünden inşa etmeye kararlıyız.
“Değişimin hızı o kadar yüksek ki teknik bilgilerimizin önemli bir kısmı birkaç yıl içinde eski geçerliliğini koruyamayacak. Bu yüzden en değerli yetkinliklerden biri, ‘öğrenmeyi öğrenmek’; yani entelektüel merakımızı canlı tutarak sürekli kendimizi güncelleyebilme becerisi… Esneklik, belirsizlikte yön bulabilme ve yeni koşullara hızla adapte olabilme gücü, insanı her zaman teknolojinin önünde tutacaktır.”
Borusan Holding’i 2035 yılında hayal ettiğinizde; teknoloji, sürdürülebilirlik, insan ve toplumsal etki ekseninde nasıl bir kurum görüyorsunuz? Geleceğin Borusan’ını bize nasıl tarif edersiniz?
2035 yılındaki Borusan’ın hedefleriyle uyumunu kanıtlamış, operasyonlarını temiz enerjiyle besleyen, çeşitlilik ve kapsayıcılıkta sektöre öncülük eden ve tedarik zinciriyle birlikte geleceğe yürüyen çok daha cesur ve öncü bir kurum olacağını düşünüyorum. 2035 yılı aynı zamanda bizim için uzun vadeli planlarımızın ilk rüştünü ispat ettiği kritik bir dönüm noktası. Çünkü o tarihte, ilk kademe kontrol noktamız olan 2034 yılını, yani “Dengeleme ve Verimlilik” fazını henüz tamamlamış olarak yeni bir gelişim fazına adım atacağız. 2035 itibarıyla 2044 yılına dek “Yenilenebilir Enerjiye Geçiş ve Azaltım Dönemi”ne odaklanacağız. Tüm Grup şirketlerimizde elektrik tüketiminden kaynaklanan emisyonları tamamen ortadan kaldırmak için adımlarımızı en üst seviyeye taşıyacağız. 2035 yılında sosyal ve yönetişim alanındaki ilk kademe sürdürülebilirlik hedeflerimizi de başarıyla gerçekleştirmiş bir Borusan göreceğiz. Kapsayıcı ve eşitlikçi bir iş ortamı yaratma sözümüz doğrultusunda; saha ve fabrika kadın çalışan oranımızı yüzde 18’e ulaştırmış, kadın lider ve ofis kadın çalışan oranımızı ise yüzde 40 seviyesine taşımış olacağız. Yönetişim ve değer zinciri dönüşümümüzün en önemli halkası olarak, 750 stratejik iş ortağımızı Sürdürülebilir Satın Alma Platformu’muza dâhil ederek yeşil dönüşümü tüm ekosistemimizle paylaşmış olacağız.